Alem FM Dilek Aydoğdu Röportajı

Tarih : 22 Eylül 2012, Cumartesi 10:38 Son Güncelleme : 15 Ağustos 2017, Salı 10:38
Alem FM Dilek Aydoğdu Röportajı

Alem FM'in başarılı ve enerji dolu haber sunucusu Dilek Aydoğdu OYDAR'a konuştu!..

Kaynak : Medya Alemi Editör : Medya Alemi

Alem FM'in başarılı ve enerji dolu haber sunucusu Dilek Aydoğdu OYDAR'a konuştu!..Radyoculuk hayatını anlatan Dilek Aydoğdu, radyo haberciliğinden de bahsetti!..


İŞTE O RÖPORTAJ!..


Dilek Aydoğdu kimdir? Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz Dilek Hanım? Radyoyla tanışmanız ve sektörde yer almanız ne zaman ve nasıl başladı?


Dilek AYDOĞDU : 15 Eylül 1987 doğumluyum. Bülent Ecevit Üniversitesi Turizm Otelcilik Bölümünü bitirdim falan filan Blaa blaa blaa (: . İkinci bölüme geçelim (: Bir süre organizasyonlarda DJ?lik yaptım. Medya sektörüyle ilk tanışmam İstanbul Channel Tv de Haber Editörü olarak işe başlamamla oldu. Babamın tavsiyesiyle bu kanala girdim. Daha sonra çalışma arkadaşlarımın da yardımıyla haber ve reklam seslendirmeleri yaptım. Sesimi beğendiler ve devam etmemi istediler. Bu işi yapabileceğimi sevebileceğimi, ilk orda fark ettim. Tam benlik bir iş gibi gözüküyordu. Hani "cuk oturdu" dedikleri şey var ya, onun gibi bir şeydi işte?


Radyoculuk kariyerinizden bahseder misiniz? Alem FM'den önce hangi kanallarda ne tür programlar sundunuz?


Dilek AYDOĞDU : Çalıştığım kanal ortakların karşılıklı anlaşmalarıyla kapatma kararı aldı. Bende medya sektörüne bir süre ara verdim. Kuzenlerimin ortak açtıkları bir cafede çalışmaya başladım. Bir arkadaşım o zamanlarda Best FM in Haber Spikeri aradığını söyledi ve başvurmamı istedi. Kabul edildim ve sabah haberleri sunarak işe başladım. Reklam ve Teaser seslendirmelerinde de görev aldım. Şimdi de Alem FM de dönüşümlü olarak gün ortası ve akşam haberlerini sunuyorum.


Alem FM'de haberleri sunarken nasıl bir hazırlık sürecinden geçiyorsunuz? Haberler banttan mı yayınlanıyor, canlı yayın mı?


Dilek AYDOĞDU : Biz haberleri canlı sunuyoruz. Haberlerde gündem önemlidir. Gündemi yakalamak içinse o gün çalışmıyor olsanız bile, sürekli televizyon haberlerine göz atmak, gazete okumak, radyo dinlemek, ajansları takip etmek gerekir. Bende işe başladığımda ilk olarak, internetten gazete okuyup Televizyonlardaki haberleri izliyorum. Ama gündem bunları takip ederek oluşmuyor. Ajanslardan düşen yeni haberler, son dakika haberleri, önem sırası gibi dikkat etmemiz gereken birçok şey var. Yayına iki ya da üç dakika kala hazırlığımı bitirip mikrofon başında sıramın gelmesini bekliyorum. Bu arada canlı yayın esnasında bile yayın odasındaki ajans kanallarını hep açık tutuyoruz ki, yeni bir haber olduğunda anında dinleyicilerimize ulaştırabilelim. Sunum esnasında bir gözümüz hep televizyonda oluyor.


Radyoda haber sunan yayıncıların ne gibi özellikleri olmalı sizce? Program sunmak ile haber okumak çok farklı işler olsa gerek...


Dilek AYDOĞDU : Üstüne basa basa söylemek isterim ki U-Y-U-M. Tek başınıza bir iş yapmıyorsunuz. Yayın esnasında sizi kumanda eden, yayının haricinde de destek almanız gereken bir çok çalışanla iletişim kurmanız gerekiyor. Habercilik her gün yeni bir bilgi, yeni bir isim, belki yeni bir ülke demek. Dünyadaki her şeyi bilmenize imkan yok. Bu yüzden takım çalışması çok önemli. Gözlem yeteneği, hızlı düşünme ve iki işi aynı anda yapabilme özelliğiniz de olmalı. Ben bu işi yapıyorum zaten deyip işin içinden çıkamazsınız. Meslektaşlarınızı takip etmeniz gerek. Gerisi zaten geliyor.

Best Fm de uzun süre Cem Arslan ile çalıştım. Tam bir baş belasıydı (: Haber okurken beni güldürür, saçımı çeker, asistanlarına koluma çiçek resmi çizdirir, gıdıklar, yayının ortasında kendi mikrofonunu açıp kahkahayı basar, olmadı baştan okutturur, daha aklıma gelmeyen bir sürü şey yapardı. Tabi bende insanım. Birinde gülmesem diğerinde dayanamayıp yol durumunun ortasında basardım kahkahayı. Tabi Cem Arslan?dan da fırçayı yerdim. Profesyonel olmayı ondan öğrendim diyebilirim. Radyo programcısı ile haber spikeri arasındaki fark biraz böyle bir şey. Haber spikeri duygularını belli edemez ama radyo programcısı yayınlarında yorum katmazsa olmaz. Kolay değil 3 saate yakın canlı yayın yapıyorsunuz. İnsanlara dinleyebileceği bir şeyler vermek ve bunu her gün yapmak zorundasınız. Zeki olmalısınız. Zor iş!..


Radyo haberciliğini nasıl buluyorsunuz? İnternet, gazete ve televizyon gibi mecraların gerisinde kaldı diyebilir miyiz radyo haberciliğinin?


Dilek AYDOĞDU : Size kısa bir anımı anlatayım. 99 depreminde herkes gibi bizde ailece geceyi dışarıda geçirdik. Saat gecenin dördüydü? Elektrik yok, televizyon yok, telefonlar kesik, karanlıkta öylece bekliyor ve neler olup bittiğini merak ediyorduk. Birkaç saat sonra dayım elinde 80?lerden kalma büyük, eski bir radyoyla elinde çıkageldi. Evine girmeye cesaret etmiş birkaç battaniyenin arasına radyoyu da sıkıştırmıştı. Frekansı bulup radyoyu dinlemeye başladık. Haber spikeri bir kadın deprem hakkında bilgi veriyor, bilançoyu anlatıyordu? O anda mahşer gibi kalabalık etrafımıza toplandı ve pür dikkat Haber Spikerini dinlemeye başladı. Depremin yarattığı zarar ve bilanço karşısında dehşete kapılmıştık. İşte o an radyo haberciliği denilen şeyin aslında ne demek olduğunu anladım. Orada gazete yoktu, televizyon ya da bilgisayar da yoktu. Sadece Radyo vardı. Radyo habercileri işte böyle zamanlarda parlar. Günlük hayatta görünmeyiz, ama böyle zamanlarda aranan insan oluruz. Belki de yaptığım işe taa o zamanlardan özendim bilmiyorum. Böyle bir olayı yaşadıktan sonra radyo haberciliği geride kaldı/kalacak demek bana mantıksız geliyor doğrusu?


Radyodan haberleri dinleyen ve takip eden ciddi bir kitle var mı? Yoksa sayı her geçen gün azalıyor mu? Hiç analiz edebilme veya tahmin yürütebilme şansınız oldu mu?


Dilek AYDOĞDU : Radyo haberciliği bazılarının görüşüne göre tükeniyor gibi gözükebilir ama inanın bana, bu meslek hiç ama hiç ölmeyecek. Her zaman bir yerlerde birileri bizi dinliyor olacak. Ayrıca izlenimlerime göre özellikle trafikte olan birçok araç sahibi, taksiciler, gününün çoğunu yolda geçiren insanlar memleketlerinde neler olup bittiğini öğrenmek için radyo haberlerini dinliyor. Bazıları frekansı açık unutuyor, bazılarıysa, "hazır başlamışken dinleyeyim bari" diyor. Otobüslerde kulaklıkla haberleri dinleyip yanındaki arkadaşıyla haberi tartışan milyonlarca genç kesim var. Her ne şekilde dinlenirsek dinlenelim bence bu muazzam bir kitle?


Radyo haber spikerliğinden televizyon haber spikerliğine geçmeyi düşünür müsünüz? Radyoyu bir basamak olarak mı görüyorsunuz?


Dilek AYDOĞDU : Televizyon haber spikerliği ile radyo haber spikerliğini birbiriyle kıyaslamak bence yanlış. Sunumlar aynı gibi gözükse de radyoda ses tonunuz, televizyonda ise jest ve mimikleriniz ön plandadır. Bu yüzden birini diğerinin basamağı olarak görmek mümkün değil. İnsanlar nedense Televizyon Haber spikerlerini, Radyo haber spikerlerinden daha başarılı, kariyer sahibiymiş gibi görüyor. İlgisi yok! Sadece çalışma şekilleri farklı. İkisinin de kendisine göre zorlukları var. Herkes nasıl kolay televizyon haber spikeri olamazsa, kolay radyo spikeri de olamaz.



TV haber spikerliğini düşünür müyüm? İleride yeteneğim varsa tabiî ki böyle bir deneyimi de yaşamak isterim. Hatta zaman zaman başvurularımda oldu. Ama ne yalan söyleyeyim; servisin gelmesine 5 dakika kala kendisini yataktan kazıyarak kaldıran, ayakkabılarının bağcıklarını serviste bağlayan, çalışma masasında kaybettiği kalemi saçında bulan biri, televizyon dünyasında da bu kadar rahat olabilir mi bilmiyorum (: . Radyo ortamında rahat ve mutluyum. Ama ileride kesinlikle planlarımın arasında televizyon da var.


Sizi biraz da gündelik yaşantınızla tanıyabilir miyiz?

Dilek AYDOĞDU : Genelde planlı yaşayan biri değilim. Sabah uyanıp işe geldiğimde akşam için evime gidip, kalan uykuma devam etmeyi planlıyorsam, akşam arkadaşlarımla dışarıda bir şeyler içerken bulabiliyorum kendimi. Ya da eve gidip televizyonda güzel bir film yakalarsam, arayıp da ?hadi dışarı çıkıyoruz? diyen arkadaşlarımın, filmi kaçırmamak için telefonu yüzlerine kapattığım çok olmuştur . Benden bu yüzden nefret eden çok arkadaşım var. Bizimkilere gelince? Ailemin benimle gurur duyduğunu, ama şımarmayayım diye bunu söylemediklerini düşünüyorum. Bizde akrabalık bağları da çok kuvvetlidir. Kooocaamaann bir ailem var ve hepsini çok seviyorum. Klasik Tük kızı işte...


Son olarak OYDAR için neler düşündüğünüzü öğrenebilir miyiz?

Dilek AYDOĞDU : İlk gördüğümde "birilerinin böyle bir site yapması gerekiyordu zaten" dedim. Radyocuların dünyasında neler olup bittiğini merak eden herkesin ziyaret edebileceği en iyi platformlardan biri. Bütün emeği geçenlerin ellerine sağlık. Röportaj içinde ayrıca teşekkürler (: Başarılar?